hadi hadi bi de arkadaşın walter benjamin şeesi yaziim... okuyup okumamak, silmek filan senin in(i)siyatifinde:
efsanevi günah keçisidir aslında..
orta avrupa'da sürüldükçe sürülmüş, yersizyurtsuzluğun kanlı canlı timsali..
edebiyatçı mı felsefeci mi üzerinde bir türlü karar verilemeyen, iki alanda da kendisini ispat edebilmiş bir deha. kim gibi, nietzsche the bıyıklı gibi evet, içinde çokça çelişki barındırmasına rağmen, edebiyat dilini kullanarak felsefe yapmayı becermiş bir delibozuk.
bünyamin, kayıp zamanların izinde, hansel ve gretel adımları ile yürürken, kendine hep geçmişten rehberler edinmekteydi.. bir baudlaire olsun, bir proust olsun, kafka olsun, benjamin sanki bu yazarların kendisi için bıraktığı ekmek kırıntılarını/çakıltaşlarını(imge siz kalmış) toplayarak ilerledi ormanda... ormanın tamamını gördüğünden de korkmuyordu, ağaçlarla ilgilenmeyecek kadar cesur kıldı onu sanırım ellerinde biriktirdikleri.. ardına nazizim ve faşizm takılmış olsa da, bir çocuk saflığı ve cesareti ile o uğultulu ormana girip, gerekirse kaybolmayı seçti, ama bu iradi ve aslında pek nostaljik seçimi yüzünden sürüldükçe sürüldü orta avrupa'da ve ne zaman ki masumiyetini elinden almak istediler, benjamin o zaman intihar etti..
benjamin aynı zamanda koleksiyonerlik yapan bir insan ki bu tarafımız pek uyumlu.. nesneleri gündelik kullanımlarından özgür kılarak, yeniden canlandırma gibi bir işlevi var bu eyleminin ve kendisi de öyle açıklıyor durumu aslında. her kullanımdan kurtarılmış nesne bir geçmişe dönüş bileti sanki, kıvırcık gri saçlarını yaslamak konusunda çekince duymayacağı dev bir omuz..
pek temiz bir vicdan ve özgür bir ruh, bir tarafı ile modern, öbür yanı ile romantik, edebiyatçılığın ile felsefeciliğin mayası olan duygu ile sezginin kıvamında tuttuğu bir hamur olması da bundan.. ve düşününce ne patetik, ne sonata, ne dramatik bir insan için, ve heyhat ne büyük bir yalnızlık göğün altında..
elimi uzatsam, benjamin'in yalnızlığını tutabilir miyim bilmiyorum; ama paris ecole üniversitesi'nde masaya gömülmüş, puslu ışıkta delice bir feveran içinde not alırken görüntülendiği ve ona sorarsan "dikizlenmiş" olduğu fotoğrafı benim için pek mühim, içine atlayıp da, "boşver abi ya, gel çayır çimende yayılıp bir kahve içelim ne dersin, güneş de pırıl pırıl" deme isteğimi körüklüyor..
filhakika benjamin insanın içindeki romantik ruhu pek bi derin körüklüyor, çünkü bende (bence değil) sevgili walter, dibi görünen derin ve parlak bir denizdir.